14 Ağustos 2010 Cumartesi

İnanılmaz Mantık Hatası

Hani bazen olur ya geçmişe gitmek istersiniz, işte o zamanı yaşıyorum bir kaç gündür, aralıksız. Zor geliyor her şey, sıkılmış ve bunalmışım sanki biraz. Etrafıma bakıyorum, değişik bir hava var. Ya hiç kimsenin sorunu yok ya da herkes gizlemeyi ve hayatına sorunlardan ayrılmış bir yön vermeyi başarabilmiş durumda. Şehrimde binlerce kişi gecenin bir köründe çılgınca eğlenirken, belki de yaşamının geri kalan planında çok büyük hüzne sahip. Buna rağmen anın tadını çıkarmaya bakıyor, ne olursa olsun zevk alabilmeye çalışıyor hayattan. Oysa diğer yanda küçücük bir sorunu dağ yapan ve kendisi başta olmak üzere dünyaya kusan binlercesi.. İki yaşam figürü arasında uçurum gibi fark neden kaynaklanıyor acaba? Baktığımız zaman çevreler aynı, alınan eğitim ve öğretim aynı, ailelerin düşünce sistemleri aynı. Bilimsel ve kesin bir cevaptan ziyade, insanın doğasında olduğunu kabul ediyoruz bu ayrıklığın.

Ayrıntılar ve çoklu seçenekleri es geçtiğimiz zaman, iki farklı insan grubu çıkıyor karşımıza. Akıl gözüyle karar verenler ve kalp gözüyle karar verenler. İnsanları bu iki gruptan birinin üyesi yapan olgular nelerdir? İşte benim merak ettiğim asıl obje bu. Zira düşündüğümüz zaman aynı hayatı yaşamış ikiz kardeşlerin bile aynı olaylara farklı tepkiler verip, farklı fikirler tasarladıklarını görmek çok ilginç, ilginç olduğu kadar da incelenmesi gereken bir durum. Oysa insan vicuduna baktığımız zaman tüm organlar aynı görevi yapmakla yükümlü. Mesela sizin dalağınızla, başkasının dalağının farklı bir görev üstlenme, olası problemlerde farklı bir eylem yürütebilme şansı var mı? Kesinlikle yok. Ama bireylerin zihinsel ve duygusal algılarına göre farklı seçeneklere yönelmeleri bir ritüel. Ayrıca insanlardaki beyinler ve kapler de aynı görevi üstlenmiyor mu? Evet. Peki nasıl farklı vücutlarda, çok farklı noktalara basabiliyorlar? Bilmiyorum, işte ben de bunu merak ediyorum.

Geçmişte yaşıyorum son zamanlarda demiştim, kesinlikle öyle. Özlüyorum sanki eskiyi. Gelecekten korktuğum için değil, zira geleceğe umutla bakıyorum. Ama bir yandan da o saf yüreklerdeki temiz sevgiyi besleyen insanları özlüyorum. Bakıyorum da, şimdi çoğu kalmamış etrafımda. Bilmiyorum neden böyle oldum, belki de hayatımda çok önemli bir yere sahip olan, bir çok şeyden daha fazla değer verdiğim, uğruna herkesi sildiğim ve bir an olsun ardıma bakmadığım kişiye şimdi bir anlam ifade etmememdir. Üzülüyorum sanırım, biraz da mutsuzum. Oysa sonuna kadar, sonsuza kadar demiştik en başında. Neden böyle oldu bilmiyorum ama artık ben bitiyorum. Daha fazla da zorlamanın mantıksız olacağını düşünüyorum. Zaten bir şeylerin farkına varmasını sağlayamıyorsam, bu kadar bile umrunda değilsem, daha da yapacak bir şey yok öyle değil mi?

Daha zamanı değil, biraz daha bekleyeceğim. Ama eğer beklediğim gibi de olmazsa söyleyeceğim tek bir cümle var. O da, sen şimdi gidiyorsun ya, siktir git gözüm görmesin.

O zaman Demir Demirkan'ın Resim isimli şarkısının sözleri ve fizy linkiyle yazıyı noktalayayım.

http://fizy.com/#s/1269ny

Rengi solmuş bir fotoğraf,
Hiç habersiz çekilmiş
Belli ki çok eğlenmişiz nananana

Donuk bir an o geceden, o konuşan resimlerden
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana

Gün ettik derken günleri ooof
Bir baktım geçmiş yıllar
Terkettiğim şehirler, dostlar, sevgililer
Kaybolmuş birer birer

Yine aynı şarkı çalıyor nananana
Başka dostlar etrafımda
Bir resimdi bu geceden

Bir evde toplanmışız, herkes güzel giyinmiş
Belli ki çok önemsemişiz, nananana
Donuk gözler fotoğraftan, o konuşan bakışlardan
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana

Gün ettik derken günleri ooof
Bir baktım geçmiş yıllar
Terkettiğim şehirler, dostlar, sevgililer
Kaybolmuş birer birer

Yine aynı şarkı çalıyor nananana
Başka dostlar etrafımda
Bir resimdi bu geceden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder